ÇATALHÖYÜKTE BİR GÜN TİYATRO ÇALIŞMASI
senaryo:
*Başlık Çatalhöyük’te Bir Gün
Karakterler:
* Baba (Ömer)
* Anne (Edanur)
* Çocuk (Enes B.)
* Ağa. (Ensar)
* Kaynana (Nazlı)
* Maraba 1 (Eymen)
* Maraba 2 (Ahmet)
Sahne: Çatalhöyük evlerinden birinin içi. Taş duvarlar ve çamurdan yapılmış bir yer. Fakat dışarıda doğanın sesleri duyuluyor. Çeşitli taşlar ve gereçler etrafa dağılmış. Evin içinde çalışan aile, kapıdan içeri giren ağa ve marabalarla birdenbire hareketlenir.
(Baba Ömer, anne Edanur ve çocuk Enes B. evin içinde çalışmaktadır. Kaynana Nazlı evin kenarında sessizce oturmaktadır. Maraba Eymen ve Maraba Ahmet kapıdan içeri girer, ağa da evin dışında görünür.)
Ömer (Baba):
(Ağayı görünce)
Ağa geldi! Hayırdır, bir işin var mı? Toprak mı getirdin yine?
Ağa:
(Eline bir taş alıp oynayarak)
Ömer, bu topraklar artık dar geliyor. Yeni yerler keşfetmek lazım. Senin tarlaların da büyüyecek. Ama sana bir şey lazım: güç! Yeni yer, yeni iş demek.
Edanur (Anne):
(Endişeli)
Bu kadar toprak yetmez mi? Herkes kendi işini yapmalı. Yine de, bu işin altından kalkabilir miyiz?
Ömer (Baba):
(Gülerek)
Kalkarız Edanur, her işin bir yolu vardır. Ama bu iş zor olacak, çok emek ister. Ne dersiniz, Marabalar? Yardımcı olursunuz değil mi?
Eymen (Maraba 1):
(İçini çekerek)
Tabii, efendim. Ama… bu kadar iş… zor olur. Tarlalar büyürse, biz de daha çok çalışır mıyız?
Ahmet (Maraba 2):
(Ali'ye bakarak)
İş çok olsa da, biz çalışmaya alıştık. Zaten başka çaremiz yok. Ama işin sonunda, hakkımızı almak gerek.
Nazlı (Kaynana):
(Alaycı bir şekilde)
Ne kadar çalışsanız da, gözünüzü ağadan ayırmayın. O size iş verir, ama sabır da ister. Yoksa işinizin sonu pek iyi olmaz.
Ömer (Baba):
(Kızgınca)
Nazlı, senin dilinden de bir şey çıkmaz. Bu toprakların sahibi kim? Hangi işin üstesinden gelmedik ki!
Ağa:
(Dingin bir şekilde)
Sizler çalışmaya devam edin. Ama unutmayın, toprak tek başına büyümez. Benimle birlikte çalışmaya devam etmelisiniz. Yoksa en küçük kıtlıkta hepimiz aç kalırız.
Edanur (Anne):
(Tartışmak ister)
Her şey bir ölçüde adaletli olmalı, Ağa. Eğer toprak büyüyorsa, onun karşılığını herkes almalı. Biz de evde her gün çalışıyoruz, fakat hâlâ yeterince ekmek yok!
Ağa:
(Kararlı)
Adalet mi? Toprak, sadece güçlü olanı besler. Bu düzen, bu yaşam böyle kurulmuş. İşinize bakın, siz yine de.
Enes B. (Çocuk):
(Küçük bir taş alıp oyun yaparak)
Ben büyüyünce büyük adam olacağım. Ağa gibi, herkes bana çalışacak!
Nazlı (Kaynana):
(Gülerek)
O zaman, oğlum, gözünü yüksek tut. Ama unutma, büyüklük sabır ister. Herkesin bir yerini bilmesi gerekir. Sizin gibi marabalar... (Eymen ve Ahmet'e bakarak)
Eymen (Maraba 1):
(Öfkeyle)
Neden her zaman biz marabalar hakkında konuşuyorsun? Hep aynı şeyi tekrar ediyorsun. Biz de insanız! Hep çalışmak zorunda mıyız?
Ahmet (Maraba 2):
(Dingin şekilde)
Sabrımız var, ama bir gün bu düzen değişmeli. Çalışan herkes hakkını almalı. Bizim de söz hakkımız olmalı.
Ömer (Baba):
(Hafifçe sinirli)
Yeter, işimize bakalım. Ağa da, kaynana da lafını söylesin. Ama biz işimizi biliyoruz. Hadi bakalım, marabalar, tarlaya!
Eymen (Maraba 1):
(Düşünceli bir şekilde)
Ama ya gerçekten hak ettiğimiz gibi çalışmazsak? İşin sonunda belki de hiç göremediğimiz bir şey çıkar.
Ağa:
(Sakin ama sert bir şekilde)
Daha fazla konuşma, Eymen. Toprağın dili yok ama her şeyini alır. Hem iyi çalışacak, hem de adımı unutmayacaksınız. (Bir an duraklar) Bu toprak bana ait. Hepimiz ona hizmet ediyoruz.
Edanur (Anne):
(Hüzünlü bir şekilde)
Böyle olmalı mı? Hep bu kadar büyük olmalı mı? Sadece sahip olanlar kazanıyor, bizler ne olacağız?
Ağa:
(Çok yavaşça ve derin bir sesle)
Gücün ne olduğunu öğrenmelisiniz. Çalışın, alın… Ama her zaman güçlü olan kazanır. Bu, size nasihat değil, gerçeği söylüyorum.
Enes B. (Çocuk):
(Birden heyecanla)
Büyüyünce ben de güçlü olacağım! O zaman herkes bana çalışacak!
Nazlı (Kaynana):
(Gülümseyerek)
Büyüdüğünde, her şeyin sabırla geldiğini anlayacaksın. Hem güçlü, hem sabırlı olmalısın.
Ahmet (Maraba 2):
(Kaşlarını çatarak)
Sabır mı? Yıllardır sabır gösteriyoruz. Ama ne oldu? Hala burada, bu topraklarda çalışıyoruz. Sabır da bir yere kadar.
Ömer (Baba):
(Öfkeyle)
Kendi işine bak, Ahmet! Hadi, tarlaya gidelim, işimiz var. Yoksa Ağa haklı çıkar.
Ağa:
(Arkasına bakarak)
İyi çalışın, yoksa bu topraklar bir gün hepinizi silip süpürür. Benim sözlerim gerçek olacak, zamanla herkes bunu görecek.
Sahne Sonu:
Herkes tarlaya doğru yönelirken, ağanın söyledikleri yankı yapar. Marabalar bir adım geride, kendi aralarında fısıldayarak, bu düzenin değişip değişmeyeceğini düşünürler. Kaynana Nazlı ise, bir şeyler murat edercesine gülümseyerek izler. Ağa ise uzaklaşırken, gözleri ufka dalmıştır.
Okul içi çalışmadır Enes BAYRAM tarafından yazılmıştır
Yorumlar
Yorum Gönder