BİLGELİK Mİ? GÜÇ MÜ?
Uzak diyarların birinde bir boğa varmış,
Güçlü, kuvvetli bir de maceracıymış.
Kimseye aman vermez, herkes korkar;
Gücüyle övünüp dururmuş.
Gün gelmiş, bizim boğa çıkmış yollara,
Tepenin ardından çıkagelmiş bir kaplumbağa.
Sormuş kaplumbağa: "Nereye gidersin?"
Boğa demiş: "Bir tapınağa."
Kaplumbağa demiş: "Hangi tapınaktır?"
Boğa demiş: "Aslan Kral’dır."
Kaplumbağa dönüp küstahça:
"Sen kimdir, tapınak kimdir?"
Boğa dönmüş hiddetle:
"Gücümle, kudretimle,
Herkes korkar benden;
Sen neyinle?"
Kaplumbağa demiş: "Öyle diyorsan,
Gücünü bilgeliğime üstün koyuyorsan;
Görelim bakalım kim bulur hazineyi,
Eğer sen benimle yarışıyorsan."
Boğa daldı kapıdan bir fırtına gibi,
Tozu dumana kattı bir dev gibi.
Hızla geçerken hiç bakmadı sağa sola;
Koşuyordu sanki uçan bir bulut gibi.
Vardı en sonunda o büyük sandığa,
Güvendi o anda parlayan ışığa.
Açtı kapağı ama içi bomboş;
Bağırdı öfkeyle o koca dağa.
Dönünce baktı ki kaplumbağa bekler yolda,
Işıldar hazine kaplumbağanın kollarında.
Boğa şaştı kaldı bu garip işe;
Bakakaldı öylece, en şaşkın hâlde.
Kaplumbağa dedi: "Sen geçerken her şeyi yıktın,
Gözünü kapayıp hep ileri baktın.
Ben her taşı okudum, gizli yolu buldum;
Sen ise hızınla boş bir yola çıktın.
Hazine dediğin o yolun başındaydı,
Duvarın içindeki küçük bir taştaydı.
Sen hırsla koşarken üstüne bastın;
Oysa gerçek ödül tam yanındaydı."
Kıssadan Hisse
Hızlı koşan sadece tozu dumana katar,
Akıllı olanlar her taşa dikkatle bakar.
Öfkeyle koşanlar ödülü hep ıskalar;
Dikkatli olanlar hazineye çıkar.
Yorumlar
Yorum Gönder